6 Şubat 2015 Cuma

Maserati 101. yaş günü










Doğru gözlük seçmenin 10 yolu




Hipermetrop, miyop, astigmat gibi göz kusurlarını düzeltmek, güneş veya ortamdaki rahatsız edici ışıklardan korunmak için kullanılan gözlük, yanlış seçilirse ciddi göz sorunlarına yol açıyor.


1- Gözlük çerçevesi ve camların seçimi, en az gözlüğün göz doktoru tarafından verilen reçeteye uygunluğu kadar önemli. Ağır, yüz genişliğine göre seçilmemiş, kalitesiz veya kullanım amacına uygun olmayan camlar sorunlara yol açabiliyor.
2- Yüz şekline uygun seçilmeyen bir gözlük estetik açıdan da sıkıntı yaratır. Örneğin yuvarlak hatlı bir yüzde köşeli çerçevelerin, köşeli hatlara sahip bir yüzde yuvarlak ya da oval çerçevelerin seçilmesi gözlüğün bir aksesuar olarak daha estetik durmasını sağlar.
3- Kaşların alt sınırı ile çerçevenin üst sınırı arasında en fazla 2 cm açıklık olması hem gözlüğün odağını daha verimli kullanmaya hem de görme alanını genişletmeye yarar.
4- Daha çok dış ortamlarda çalışanlarda geniş gözlük çerçevelerini tercih ediyoruz. Çerçevenin yüze göre dar olması şakaklarda baskıya neden olur ve gözlük göze tam oturmaz. Uzun kullanımlarda baş ağrısı oluşabilir. Çerçevenin sapının kulağa tam oturmaması ve önde kalması odak kaymalarına ve görüntünün bozulmasına sebep olabilir.
5- Çerçevelerin ağırlıkları ve yapıldıkları maddeler özellikle çeşitli meslekler için önem taşır. Örneğin polis, asker, sporcu gibi darbeye maruz kalma ihtimali olan veya mesleğini yaparken terleyen çiftçi, işçi ya da çeşitli kimyasal maddelerle çalışan kaynakçı, oto tamircisi, el sanatları gibi mesleklerde hafif ve kırılmaya dayanıklı, aynı zamanda kimyasallardan etkilenmeyen alüminyum, titanyum gibi hafif alaşım metal çerçeveler ya da kemik çerçeveler kullanılması gerekir. Metal çerçevelerde tere bağlı oksitlenme, paslanma ve kimyasallara bağlı deformasyon görülebilir.

6- Cam seçiminde polis, asker, sporcu gibi darbeli işlerde çalışanlar mutlaka kırılmaz organik camlar kullanmalı. Eğer güneş altında çalışılıyorsa (çiftçi, şoför) kolormatik camlar ya da numaralandırılmış polarize, UV A/B/C filtreli gözlükler tercih edilmeli.
7- Ofis ortamında ve bilgisayar başında çalışanların antirefle kaplamalı gözlükler kullanması gerekiyor.
8- Öncelikle çocuklarınıza gözlüğü sevdirmek için gözlük seçiminde onların da fikrini alın ve canlı renklerde çerçeveler tercih edin. Özellikle 2-6 yaş arasında ve ilk gözlüklerde daha ekonomik gözlükler seçebilirsiniz çünkü bu gözlüklerin kırılma dolayısıyla maddi külfet doğurma riski yüksektir. Tabii ki elastik çerçeve ve kırılmaz organik camlar çocuklarımıza bir zarar gelmemesi için ilk tercihimiz olabilir.
9- Çocuklarda gözlük numaralarının daha hızlı değişmesi nedeniyle her 6 ayda bir kontrol uygundur.
10- Bütçenizi zorlayarak aldığınız çerçeve ve gözlük camlarının mutlaka garanti belgelerini ve CE sertifikalarını gözlükçünüzden isteyin. Çünkü piyasada değişik ülkelerden fason üretim olarak getirilmiş dayanıksız ve optik olarak zayıf özellikli camlar mevcut.
                         

Daha hızlı düşünebilme daha iyi kavrama yeteneği nasıl elde edilir. Yöntemleri nelerdir?








 






 Bugün, insan zihnine dair pek çok kuram ortaya atılmış olsa da bilim dünyasında en çok kabul göreninin Atkinson-Schiffrin Modeli olduğunu söyleyebiliriz. Bu zihin modeline göre bilişsel işlemlerimiz üç temel belleği kapsıyor: duyusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek. Bilincinde olduğumuz düşünme süreçlerinin büyük ölçüde kısa süreli bellekte gerçekleştiğini söyleyebiliyoruz. Bu nedenle de kısa süreli bellek “çalışma belleği” olarak da adlandırılıyor. Duyusal bellek henüz yeni algıladığımız bilgileri depoladığından herhangi bir “dikkat” öğesi barındırmıyor. Tamamen farkındalığımızın dışında. Haliyle bu bellekte bilgiler oldukça kısa bir zaman kalıyor.























 Uzun süreli belleğimiz ise bilgilerin uzun zaman dilimleri boyunca depolandığı, zihinsel çerçeve ve şemalarımızı (Örn: Bir restorana gittiğimizde izleyeceğimiz davranış kalıpları), dünya bilgilerini (Örn: Su 100 derecede kaynar) kapsayan bellek. Herhangi bir soru ya da sorunla karşılaştığmızda öncelikle bilgileri uzun süreli bellekten kısa süreli belleğe çağırmamız gerekiyor. İşte hızlı düşünebilme yetisi de bu noktada önem kazanıyor olabilir. Çünkü, hızlı düşünebilen bir insanın uzun süreli belleğindeki bilgileri iyi bir şekilde düzenlenmiş olduğundan bu bilgilerin kısa süreli belleğe geçiş süresi de kısa olacaktır. Bu düzenlemede iki temel etkenden bahsedebiliriz. İlki bilgileri depolama yani “öğrenme” süreci. İkincisi ise o bilgileri tekrar etme ve sürekli olarak kullanma yoluyla aralarındaki sinirsel bağlantıları kuvvetlendirme aşaması. Öğrenme sürecinde bir bilgiyi öğrenirken ne denli çaba harcadığımız önemli. Çünkü bir bilgiyi depolamak için harcadığımız zaman ve çaba, onun zihindeki kalıcılığına da etki yapmakta. Öğrenme söz konusu olduğundan ödüllendirme mekanizmaları da önemli tabii. Ödül ne kadar kısa sürede gelirse, öğrenme de o denli başarılı olacaktır. Bu nedenle de kimi bilim insanlarınca en güzel ödül, öğrenmekten duyulan mutluluk olarak düşünülür. Tüm bu bahsettiklerimizi toparlayacak olursak, daha hızlı düşünebilme ve daha iyi kavrayabilme,yöneldiğimiz alanda harcadığımız çaba ile birebir ilişki içindedir.





































Etkili öğrenme mekanizmaları ve sürekli tekrarlarla herhangi bir konuda zihinsel gelişme kaydedebilmemiz oldukça olası. Bu fikri destekleyen bir kuramdan daha bahsedebiliriz: Morton’un Logogen Modeli. Bu modelde her bir kelime kendine has yazım, fonoloji (ses), anlam, sözdizim özellikleri içeren logojenler olarak anılıyor. Bu logojenler belli bir eşiğe ulaşınca zihinde canlanıyorlar. Sonrasında ortaya atılan kuramlarsa bu logojenlerin birbirine bağlantılandırıldığını ve kavramların bu şekilde hatırlandığını öne sürüyor. Haliyle zihnimizde öğrenme ve tekrar yoluyla ne denli kuvvetli ağlar oluşturabilirsek, logojenlerin aktive olma olasılıkları ve süreleri de o denli artıyor.

EkleBunu Sosyal Paylasim Butonu