Dövme yapılırken yaşanan titremenin ve sesin saniye saniye duyulduğunun altını çizen Eschenbach'e göre dövme yaptıranları en çok zorlayan bölge baş.
10 Ağustos 2015 Pazartesi
Dövme yaptırırken en çok acıyan 10 yer
Dövme yapılırken yaşanan titremenin ve sesin saniye saniye duyulduğunun altını çizen Eschenbach'e göre dövme yaptıranları en çok zorlayan bölge baş.
9 Ağustos 2015 Pazar
Ortaçağ da kadınları cadı olarak suçlayıp yaktılar
Ortaçağ Avrupasında Cadılar
Çoktanrılı dönemin bilge kişisi kabul edilen büyücüler, ortaçağda kilisenin yorumuyla “şeytanın uşağı” cadılara dönüştüler. Önce, bütün aksiliklerin sorumlusu olarak yaratıldılar(!) sonra da engizisyon mahkemelerinde öldürüldüler.
Günümüzde fantastik edebiyat oldukça popüler. Bugün büyü denen şeyin aslında var olmayan, yalnızca masallarda kendine yer bulabilecek bir uğraşı olduğunu biliyoruz. Ne var ki, tarihin her döneminde durum böyle değildi. Her ne kadar bugün dünya onları televizyon dizilerinden burunlarını oynatarak istedikleri her şeyi yapabilen tatlı yaratıklar olarak tanısa da cadılar, özellikle ortaçağda birçok kimsenin korkulu rüyasıydı. Geceleri dolaşarak kötülük yaptıklarına inanılan 50 yaşlarında, dul, tırnakları uzun, pis ve şehvet düşkünü kadınlar için kullanılan cadı tanımlaması aslında bir dinin nasıl yozlaştırılabileceğinin en iyi örneklerinden birini de oluşturuyor. Peki neden kadınlar? Çünkü Kitab-ı Mukaddes’te,
“Efsuncu kadını yaşatmayacaksın” (Çıkış 22:18)
hükmü yer alıyor. Aziz Augustine göre, ‘havai güçler’ olan iblisler göklerden aşağı süzülerek kadınlarla cinsel ilişkiye giriyorlardı. İşte cadılar, bu yasak ilişkinin ürünüydü.
Cadılık inancının tarihi, ilk insan topluluklarına dayansa da, Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığı kabul etmesinden sonra kabusa dönüşmeye başlıyor. Şehirler, bu tek tanrılı dinin yayılmasına karşı çıkmazken, köylerde çoktanrıcılık devam ediyor. Ancak bu, kilisenin, Pagan adı verilen köylüleri şeytanla işbirliği yapan cadılar olarak tanımlamasına neden oluyor. Şeytanla işbirliği yaptıklar ve havada uçtukları, kötülüklerini dünyaya yaydıkları söyleniyordu. Bunlar çoğunlukla halkın cahilliğinden kaynaklanan hurafelerdi. Ne var ki, ortaçağ Avrupa’sında cehalet o kadar yaygındı ki, açıklanamayan her şey büyüye yoruluyordu. Kilisenin çeşitli amaçlarla yürüttüğü cadı avları da kısa sürede toplumsal bir histeriye neden oldu. Kilise, 1233′te, mezhep sapkınlıklarını önlemek ve Hıristiyanlıktan uzaklaşan tarikatlarla uğraşmak için engizisyonu kurdu. Cadılar da bu mahkemelerden nasibini aldı. Ortaçağda Avrupa’da cadılık ve büyücülük suçlamasıyla yüzlerce kişi canlı canlı yakıldı. Peki, bütün bu histerinin ardında yatan şey neydi? Yüzyıllar boyunca ortada görülmeyen cadılar ne olmuştu da ortaçağ Avrupa’sında böylesine ortaya çıkmıştı? Kilise birdenbire cadılara neden düşman kesilmişti?
Büyücü avına ilişkin yaygın kuramlardan ikisi, ağırlıklı olarak tıbbi gerekçelere dayandırılmış ve kitlesel bir çılgınlık varsayılmıştır. Savlardan ilkine göre köylü halk aklını kaçırmıştır. Yani büyücü fenomenine, elinde yanan bir meşale ile simgelenen, kana susamış köylü lümpeninin kitlesel öfkesi ve kitlesel paniğinin yarattığı bir salgın hastalık olarak bakılmalıdır. Bir diğer psikiyatrik açıklamaysa daha da inanılmayacak bir savla, bizzat büyücülerin kendilerinin, ruhsal bir bunalım içinde dünyayı tımarhaneye çevirdiği yolunda. Oysa gerçekler ne illegal bir lümpen hareketi ne de histeriye kapılmış kişilerin hezeyanları olarak açıklanabilir.
Hemen hemen dünyanın her toplumunda bir çeşit cadı kavramı vardır. Ama Avrupa’nın cadı çılgınlığı başka yerde patlak veren herhangi bir benzerinden daha canavarca, daha uzun süreli olmuş ve çok daha fazla sayıda kurban ortaya çıkmıştır. İlkel toplumlarda suçu ya da suçsuzluğu belirlemenin bir parçası olarak acı veren çok çetin deneyler kullanılmış olabilir. Ama hiçbirinde cadı olduğu düşünülen kişilere, diğer cadıların adını vermeleri için işkence yapılmamıştır. Hatta Avrupa’da bile işkence, ancak 1480 tarihinden sonra bu amaçla kullanılmıştır. MS. 370 İskenderiye Tarihin ilk bilinen kadın matematikçisi Hypatia, rüyalar, astronomi ve matematikle uğraştığı için, kilisenin iftirası üzerine cadı ilan edildi. Suçlama:
“Kadının okumuşu cadı olur”
idi. Elbette bu farklı bir yorumdu, lakin cadılığın nasıl türediğini bize açıklayabilirdi. MS 1000 yılından önce komşusu tarafından sözde şeytanla görüldüğü için öldürülen hiç kimse yoktur. İnsanlar birbirini sihirbaz ya da cadı olmakla ve kötülük yapmak için kullandıkları doğaüstü güçlere başvurmakla suçlamışlardı. Havada uçabilen ve korkunç hızlarla büyük mesafeler geçen bazı kadınlar hakkında çeşitli şeyler anlatılıyordu. Ama yetkililer sözde cadıları yakalayıncaya kadar bunları kovalamak, bulmak için araştırma yapmak ve suçlarını itiraf ettirmek için işkence yapmak benzeri eylemlerle ilgilenmiyorlardı. Aslında, Katolik kilisesi başlangıçta havada uçan cadı gibi şeylerin var olmadığını, süpürgeye binmelerini şeytanın yarattığı bir hayal olarak kabul edildiğini ısrarla belirtmiştir. MS 1000 yılında böyle uçuşların gerçekten yapıldığına inanmak yasaklanmıştır; sonraları, yaklaşık 500 yıl sonra, 1480 yılındaysa bu uçuşların yapılmadığına inanılması yasaklanmıştır. MS 1000 yılında kilise, cadıların süpürgeye binme eylemlerini şeytanın ürettiği bir simge olarak görüyordu. Beş yüz yıl sonra kilise süpürge sopasına binme olayının yalnızca bir simge olduğunu savunanların, şeytanla birlik olduğunu resmen öne sürdü.
Araştırmacı yazar ve tarihçi Giovanni Scognamillo“Medeniyetler Çatışmasında Batı’nın İnanç Temelleri” adlı kitabında engizisyon mahkemeleri ile ilgili şunları anlatıyor:
“1834′e kadar süren bu mahkemelerde, papaların kararları ve desteği ile kilise, tarihin en kanlı ve korkunç sahifelerini katliamlar ve işkenceler ile dolduruyor. Dini bir kuruluş olan engizisyon, bağlı olduğu kurumu, hiçbir şeyden kaçınmadan ve hiç kimseden korkmadan vargücüyle savunuyor. Cadılık adı altında siyasi çıkarları destekleyerek, kilisenin en korkutucu silahı oluyor. Jeanne d’Arc, cadı olarak yakılıyor.” (Jeanne d’Arc: Fransız halk kahramanı. Erkek kılığına girerek İngiliz işgaline karşı savaşmış; esir düştükten sonra diri diri yakılmış. Engizisyon tarafından dine karşı gelmek ve büyücülük yapmakla suçlanan Jeanne d’Arc, 1920′de Vatikan tarafından azize olarak kutsanmış.)
Amerikalı Fizikçi Carl Sagan‘da, “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı” adlı kitabında,
“Cinselliği bastırılmış, erkek egemen bir toplumda, yargıçları bekar kalmaya mahkum edilmiş rahipler tarafından gelen bir ortamdan bekleneceği gibi, engizisyonda güçlü cinsel ve kadın düşmanı öğelerin de söz konusu olduğu biliniyor”
yorumunu yapıyor.
Katolik kilisesi başlangıçta havada uçan cadı gibi şeylerin var olmadığını, süpürgeye binmelerini şeytanın yarattığı bir hayal olarak kabul edildiği görüşü Canon Episcopi denilen bir belgede düzenlenmiştir. Cadı çetelerinin geceleri uçtuklarına inanan Canon, şöyle uyarır:
“Aklı imansız olan kişi bu şeylerin ruhta değil, vücutta olup bittiğini sanır. Başka deyişle, şeytan sizi ya da başkalarını geceleri uçtuğunuza inandırır, ama ne siz ne de başkaları gerçekten uçuyor olamazsınız.”
“Gerçekten” sözcüğünün ne anlama geldiğinin ve gerçek sözcüğünün daha sonraki tanımlarından farkının kesin ölçüsü bulanık olmuştur: Sizin ya da düşçü arkadaşlarınızın, başkalarıyla havada uçtuğuna inandığınız bir kişi günah işlemiş olmakla suçlanamaz. Başkalarının orada bulunmuş olmaları yalnızca bir düştür, başkaları sizin düşlerinizde yaptıklarınızdan sorumlu tutulamazlar. Ancak, düş gören burada kötü düşünceler taşıyordur ve bu nedenle cezalandırılmalıdır. Bu ceza şekli sonradan olacağı gibi yakılmak değil, aforoz edilmekti.
8 Ağustos 2015 Cumartesi
Ayak parmaklarınız karakteriniz hakkında ipucu veriyor
Ayak parmaklarınızın yapısının kişiliğiniz hakkında ipucu verdiğini söylesek inanır mısınız? Kendi ayak yapınızı seçin ve sonra analizinizi okuyun. Ayak parmaklarınızın karakteriniz hakkında verdiği ipuçlarına çok şaşıracaksınız! Hadi başlayalım!
a) Dengeli ve sosyal
Eğer parmaklarınızın boyu sağdan sola doğru kısalıyorsa çok dengeli bir insansınız demektir.
Ayrıca bir duvarla bile konuşma kabiliyetine sahipsiniz ve yeni insanlarla tanışmayı seviyorsunuz.
Arkadaş canlısı olmanız sizi bazen zor duruma sokabiliyor ama açık fikirli olduğunuzu bilerek mutlusunuz.
b) Yaratıcı ve coşkulu
Eğer ikinci parmağınız baş parmağınızdan büyükse sizin yaratıcı bir zihniniz var.
Her zaman yeni şeyler öğrenmek istiyorsunuz ve onları nasıl yapacağınızı kendi kendinize öğreniyorsunuz.
Her şeye atlama isteğiniz bazen stresli ve yorucu olabilir ama bu durumlarda kendinizi rahatlatmanın bir yolunu her zaman buluyorsunuz.
c) Güvenilir ve dikkatli
Bütün parmaklarınız aynı uzunluktaysa, siz sadık birisiniz. İnsanlar sizin sadece yanlarında olacağınızı değil, çeşitli durumlarda da mantıklı davranacağınızı biliyorlar.
Dikkatli doğanız sizi bazen temkinli ve hatta çekingen yapabilir. Güvendiğiniz kişilerin sizi çizginizden çıkaracak şeyler yaptırabilir, bu konuda dikkatli olmalısınız.
Posted via Blogaway
7 Ağustos 2015 Cuma
Acıyı seven yaşadı
İngiltere’deki Oxford Üniversitesi, ABD’deki Harvard Üniversitesi ve Çin Tıp Bilimleri Akademisi’nden araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen çalışma, her gün acı yiyeceklerle beslenenlerde, kanser, nefes rahatsızlıkları ve kalp hastalıkları gibi nedenlerle erken ölüm riskinin daha az olduğunu ortaya koydu.
Çin’de 487 bin orta yaşlı kişi üzerinde gerçekleştirilen çalışmada, her gün ya da gün aşırı acılı besinleri tüketen kişilerin ölüm riskinin, acı yemeyenlere göre yüzde 14 oranında düşük olduğu görüldü. Araştırmacılar, özellikle acı biberin içinde bulunan ‘kapsaisin’ isimli kimyasal maddenin obezite önleyici, antioksidan ve kansere karşı etkili olduğunu belirtiyor. İngiliz Tıp Dergisi’nde yayımlanan araştırma, bilim dünyasında büyük ilgiyle karşılandı. Bununla beraber, uzmanlar araştırmanın gerçekleştirildiği Çin’de insanların Batı’ya oranla farklı bir Diyet ve yaşam tarzı sürdüğünü, bu nedenle sonuçlara ihtiyatlı yaklaşılması gerektiği görüşünde.
4 Ağustos 2015 Salı
3 Ağustos 2015 Pazartesi
2 Ağustos 2015 Pazar
Metabolizma Değiştiren Diyet – Sadece 13 Günde 10 ile 20 arasında Zayıflayın!
ZORUNLULUKLAR
DİĞER ÖNEMLİ KONULAR
- Eğer açsanız, sadece su içebilirsiniz.
- Günde minimum 2 litre su içmelisiniz.
- Marul taze olmalıdır
- Midyeyi alabalık ile değiştirebilirsiniz.
- Kahve çay ile değiştirilemez. Aynı durum tam tersi için de geçerlidir.
- Doğal yoğurt, içinde tatlandırıcı ve meyve olmayan, pastorize olmayan yoğurttur.
İsveç Diyeti Listesi 13 Günlük Örnek Menüsü
İsveç Diyeti 1. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker
- Öğle Yemeği: 2 tam haşlanmış yumurta, 400gr ıspanak, 1 domates
- Akşam Yemeği: 200gr fırında dana biftek, zeytinyağı ve limon suyu ile tatlandırılmış 1 marul
İsveç Diyeti 2. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker
- Öğle Yemeği: 250gr tavuk, 1 kase doğal yoğurt
- Akşam Yemeği: 200gr fırında dana biftek, zeytinyağı ve limon suyu ile tatlandırılmış 1 marul
İsveç Diyeti 3. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
- Öğle Yemeği: 2 tam haşlanmış yumurta, 1 marul
- Akşam Yemeği: Haşlanmış kereviz, 1 domates, 1 taze meyve (elma, armut veya portakaldan biri)
İsveç Diyeti 4. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
- Öğle Yemeği: 200ml portakal suyu, 1 kase doğal yoğurt
- Akşam Yemeği: 1 tam haşlanmış yumurta, 1 soyulmuş havuç, 250gr inek sütünden yapılmış peynir
İsveç Diyeti 5. Gün:
- Kahvaltı: 1 büyük soyulmuş havuç
- Öğle Yemeği: 200gr buharda pişmiş midye, üzerine limon suyu, 1 kaşık tereyağı
- Akşam Yemeği: 200gr dana biftek, 1 temizlenmiş kereviz
İsveç Diyeti 6. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
- Öğle Yemeği: 2 tam haşlanmış yumurta, 1 temizlenmiş havuç
- Akşam Yemeği: Yarım tavuk, zeytinyağı ve limon ile tatlandırılmış marul
İsveç Diyeti 7. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa şekersiz çay
- Öğle Yemeği: hiçbirşey! (bolca su için, yardımcı olacaktır)
- Akşam Yemeği: 200gr kuzu bonfile, 1 elma
İsveç Diyeti 8. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker
- Öğle Yemeği: 2 tam haşlanmış yumurta, 400gr ıspanak, 1 domates
- Akşam Yemeği: 200gr fırında ısıtılmış dana bonfile, limon ve zeytinyağı ile tatlandırılmış 1 marul
İsveç Diyeti 9. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker
- Öğle Yemeği: 250gr hindi, 1 kase doğal yoğurt
- Akşam Yemeği: 250gr fırınlanmış dana bonfile, zeytinyağı ve limon ile tatlandırılmış yeşil salata
İsveç Diyeti 10. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
- Öğle Yemeği: 2 tam haşlanmış yumurta, 1 marul
- Akşam Yemeği: Haşlanmış kereviz, 1 domates, 1 taze meyve (elma, armut veya portakaldan biri)
İsveç Diyeti 11. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
- Öğle Yemeği: 200ml portakal suyu, 1 kase doğal yoğurt
- Akşam Yemeği: 1 iyice haşlanmıl yumurta, 1 temizlenmiş havuç, 250gr inek sütünden yapılmış peynir
İsveç Diyeti 12. Gün:
- Kahvaltı: 1 büyük havuç
- Öğle Yemeği: 200gr buharda pişirilmiş midye ve üzerine limon suyu, 1 kaşık tereyağı
- Akşam Yemeği: 250gr dana bonfile, 1 temizlenmiş kereviz
İsveç Diyeti 13. Gün:
- Kahvaltı: 1 kupa kahve, içine 1 küp şeker, 1 dilim kızarmış ekmek
- Öğle Yemeği: 2 iyice haşlanmış yumurta, 1 büyük temizlenmiş havuç
- Akşam Yemeği: 250gr tavuk, zeytinyağı ve limon ile tatlandırılmış 1 marul